Soruyorum buradan hepimize: Değer mi?
Hiçbir uğruna değmeyecek sebeplerle…
Üç kuruşluk alacak-verecek meselesi yüzünden,
Bir anlık öfke, bir söz, bir bakış,
Sonu ölümle, hapisle, yıkılmış ailelerle biten kavgalar…Vallahi de billahi de değmez.
Daha dün Doğubayazıt’ta yaşanan kavganın görüntülerini izledim.
İnsan izlerken kanı donuyor. Bir Ağrılı olarak vallahi kendimden utandım.
Bu görüntüler bize yakışmıyor. Bu öfke, bu kontrolsüzlük, bu hoyratlık bizim kaderimiz olmamalı.
Bir borç yüzünden bir can toprağa düşüyor, Bir öfke yüzünden bir çocuk babasız, Bir inat yüzünden bir anne evlatsız kalıyor.
Sonra ne oluyor?
Mezarlıkta “pişmanız” deniyor,
Cezaevinde “keşke”ler çoğalıyor,
Ama giden geri gelmiyor.
Ağrı’nın, Diyadin’in, Patnos’un, Doğubayazıt’ın insanı merttir deriz.
Ama mertlik öfkeye yenilmek midir?
Güç, eline taş almak mıdır? Haklı olmak, sopayla mı ispatlanır?
Yıllardır aynı acıyı yaşıyoruz. Hep aynı haberler, hep aynı manşetler: “Kavga çıktı…”, “Tartışma büyüdü…”, “Hayatını kaybetti…”
Artık yeter.
Ama bir canın geri dönüşü yok.
Bu memleket daha kaç gencini toprağa verecek?
Daha kaç evin ocağı sönecek? Bir anlık öfke uğruna daha kaç hayat yarım kalacak?
Kavga kazandırmaz. Öfke çözüm değildir.
Taş, sopa, silah hiçbir zaman haklı çıkarmaz.
Gelinen noktada artık uyanma vaktidir.
Birbirimizi değil, bu yanlış anlayışı yenmemiz gerekiyor.
Çünkü bir hiç uğruna giden her can, Hepimizin vicdanında kapanmayan bir yaradır.
