Bugün, 12 Ocak 2026 Pazartesi

Metin karip


Koca Bir Yıl Konuştuk… Peki Kim Duydu?

Kimse memnun olsun diye yazmıyorum. Kimse kızsın diye de yazmıyorum.


Ben gördüğümü yazıyorum. Yanlışı yazıyorum. Eksik olanı yazıyorum.

Belki bir yanlış düzelir,

Belki bir kapı aralanır,

Belki bir vicdan sızlar diye yazıyorum.

Ama dönüp bakıyorum…

Kimse konuşmuyor.

Kimse yazmıyor.

Bu memleketin derdi sadece bizim omuzlarımızda mı? Bu kentin yükü sadece birkaç kalemin sırtına mı bırakıldı?

Diyadin'in çamuru, soğuğu, işsizliği, yoksulluğu, sahipsiz mahallesi caddeleri sokakları…

Bunları sadece biz mi görüyoruz?

“Böyle gelmiş, böyle gider” deyip susalım mı?

Yanlışa alışıp, eksikliği normalleştirip, düzene ayak mı uyduralım?

Soruyorum kendime: Biz gerçekten gazetecilik yapabiliyor muyuz bu ilçede?

Kaygısızca… Baskı hissetmeden…

Telefon beklemeden…

“Bunu yazarsak kim alınır” diye düşünmeden…

Her yazının ardından bir sessizlik, Her haberin sonunda bir yalnızlık düşüyor payımıza.

Bizim derdimiz şahıslar değil. Bizim derdimiz koltuklar değil. Bizim derdimiz siyaset üstü bir mesele.

Bizim derdimiz Diyadin.

Yıllardır bitmeyen yollar, Kışın çamura, yazın toza mahkûm edilen mahalleler…

Gençlerin umutlarını valizlere koyup bu şehirden gitmesi, İşsizliğin kader gibi anlatılması, Hizmetin lütuf, hakkın ise susarak istenmesi…

Bir şehir düşünün; Soğuğu sert, insanı sabırlı….

Ama sabrı artık tükenmiş.

Diyadin'de konuşmak zor.

Yazmak daha da zor.

Çünkü rahatsız olan çok, Ama sorumluluk alan yok.

Herkes şikâyetçi, Ama kimse sorunun parçası olduğunu kabul etmiyor.

Biz her gün anlatmaya çalışıyoruz. Bir eksiği, bir yanlışı, bir ihmali…

Ama Diyadin'de bizim gibi konuşan yok. Bizim gibi ısrarla yazan yok.

Her gün “Bu İlçe daha iyisini hak ediyor” diyen bir başka Yerel Gündem yok. Olmaz da…

Çünkü bu iş cesaret ister.

Bedel ister.

Yalnız kalmayı göze almak ister.

Biz alkış peşinde değiliz. Biz teşekkür beklemiyoruz.

Biz sadece şunu istiyoruz: Bu şehir hak ettiği hizmeti alsın. Bu insanlar kaderine terk edilmesin.

Çocuklar sokaklarda üşümesin, Gençler umutlarını başka şehirlerde aramasın,

Diyadin “idare eder” cümlesine mahkûm edilmesin.

Biz yazmaya devam edeceğiz. Duyan olur mu, bilmem.

Ama susarsak, İşte o zaman gerçekten kaybederiz.

Bizim derdimiz Diyadin.

Başka da bir hesabımız yok.

Ve inanın…

Bunu bile anlatmaya çalışırken zorlanıyoruz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.