Bugün, 7 Ocak 2026 Çarşamba

Abdullah Ağar


Latin Amerika’nın Libya’sı mı?

Venezuela, Zorla Lider Transferi ve Küresel Eşik


Venezuela! ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesi… Maduro’nun ABD tarafından “kaldırılması”… Ve servis edilen fotoğraflardaki DEA detayı…

Bu yaşananlar, narkotik meselesinin ya da Trump’ın iddia ettiği gibi “otoriter yönetimle mücadele” başlığının çok ötesindedir. Bu bir enerji savaşıdır, meşruiyet kavgasıdır, küresel güç mücadelesidir ve hepsinden önemlisi yeni bir jeopolitik eşiğin zorlanmasıdır.

Venezuela bugün, tıpkı Ukrayna gibi, büyük güçlerin “cephe ülkesi”  mantığıyla konumlandırılmıştır. Ukrayna’da NATO–Rusya askeri cepheleşmesi varken, Venezuela’da ABD ile Rusya/Çin arasında;

-enerji akışları,

-altın ve değerli maden ticareti,

-yaptırımlar,

-siyasi meşruiyet ve ekonomik baskılar üzerinden yürüyen çok katmanlı bir cephe kurulmuştur.

Şimdi ise bu tablo, askeri müdahale iddiasıyla yeni bir safhaya taşınmıştır.

Trump’ın ilk ağızdan yaptığı açıklamalar yüzde yüze yakın doğruluk ihtimali taşısa da, savaşın doğası gereği  algı, aldatma ve etki üretme boyutunu göz ardı etmeden konuşmak gerekir. Bu nedenle meseleyi eğip bükmeden, net biçimde ele alalım.

Bu Operasyonun Adı Ne?

Eğer söylenenler doğruysa, bunun Türkçe karşılığı nettir: “Adam kaldırma.”

Uluslararası literatürde ise bunun adı: Zorla Lider Transferi (Forced Regime Extraction).

Peki gerçekten askeri güç kullanılarak bir lider mi alındı, yoksa bu bir jeopolitik pazarlama operasyonu mu?

Bunu kesin olarak bilmemiz mümkün değil. Ama ihtimalleri yazmak mümkün:

-Maduro ile ABD arasında perde arkasında bir anlaşma yapılmış olabilir mi?

-Ölüm tehdidiyle “daha az kötü” bir senaryoya razı edilmesi mümkün mü?

-Venezuela içinden bir satış, bir ihanet ya da bir iç anlaşma mı söz konusu?

-ABD özel kuvvetleri (Delta Force, Navy SEALs) ve DEA’nın birlikte yürüttüğü bir özel operasyon mu?

-Yoksa istihbarat temelli bir yol kesme, bir “denk getirme” mi?

Hangisi olursa olsun, eğer bir ülkenin seçilmiş yürütme erki dış askeri güçle ülke dışına çıkarılmışsa, bunun anlamı şudur:

Bir devletin egemenlik çekirdeği fiilen sökülmüştür.

Bu, açık bir egemenlik ihlali, fiili bir rejim tasfiyesidir.

Devletsizleştirme Riski

Maduro’nun kaldırılması, eğer önceden mutabakata dayalı bir geçiş planı yoksa, Venezuela için son derece tehlikeli bir tablo üretir:

-Merkezi otorite çöker

-Komuta–kontrol mekanizması kopar

-Ordu vardır ama emir merkezi yoktur

-Devlet vardır ama meşruiyet düğümü çözülmüştür

-Hukuk vardır ama irade yoktur

Bu durum, klasik bir işgalden bile daha risklidir. Çünkü bu, işgal edilmemiş ama devletsizleştirilmiş bir ülke üretir.

-Sonrası tanıdıktır:

-Ordu ve devlet içinde bölünmeler

-Paramiliter yapıların (colectivos) otonomlaşması

-Yerel komutanlıkların fiili otoriteye dönüşmesi

-Meşruiyet iç savaşı

-Kaynaklar, petrol sahaları, limanlar ve silah depoları üzerinde paylaşım kavgası

Bu tablo bize Irak’ı, Libya’yı, Suriye’yi hatırlatıyor. Ve şu soruyu sorduruyor: Venezuela, Latin Amerika’nın Libya’sı mı yapılıyor?

Küresel Etki: Tehlikeli Bir Eşik

Çin ve Rusya’nın sert tepkisi tesadüf değildir. Çünkü Venezuela, ABD’ye karşı kurulan jeopolitik denklemin önemli bir parçasıdır.

Bu hamleyle birlikte:

“Devlet başkanı dokunulmazlığı” fiilen sona ermiştir

Uluslararası hukuk askıya alınmıştır Seçilmiş olmak artık güvence değildir

BM’nin etkisizliği daha görünür hâle gelmiştir

Daha da önemlisi, salıncak ülkelerde ve büyük güçlerde şu algı güçlenmiştir: “Bugün Venezuela, yarın biz.”

Bu algı

-Daha sert bloklaşmaları

-Daha agresif savunma doktrinlerini

-Yeni vekâlet savaşlarını

-Ukrayna, Tayvan ve İran dosyalarının daha tehlikeli hâle gelmesini beraberinde getirir.

DEA Detayı: Askerî Operasyonun Adli Kılıfı

Servis edilen Maduro fotoğrafındaki en kritik detay, taktik üniformalı askerlerden birinin üzerindeki DEA peçidir.

DEA ne demektir?

Drug Enforcement Administration ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi.

Bu sembolün mesajı açıktır:

-Maduro bir devlet başkanı değil,

-Yakalanan bir “narkotik suçlusu” gibi sunulmaktadır.

ABD uzun süredir Venezuela’yı bir narco-state olarak etiketliyordu. Şimdi bu etiket, askeri müdahaleyi “hukuki-adli” bir operasyona dönüştürme aracına çevrilmiştir.

Amaç nettir:

-Egemenliği kriminalize etmek

-Rejimi suç örgütü gibi göstermek

-Askeri gücü hukuk diliyle meşrulaştırmak

Bu, güçle yapılan bir işin, hukuk maskesiyle sunulmasıdır.

Monroe Doktrini Vol. 3

Bu müdahaleyi şöyle de okumak mümkün:

1823 Monroe Doktrini: Avrupa’ya “Amerika kıtasına karışma” uyarısıydı.

1904 Roosevelt Corollary: ABD’nin Latin Amerika’ya müdahale hakkı iddiasına dönüştü.

2025 Trump versiyonu ise:DEA maskesiyle lider devşirme, düzen bozma ve kaos üretme doktrini.

Soru artık şudur: Bu bir şahlanış mı, yoksa bir çöküş mü?

Son Söz

 Düğümü kesmek, yeni bir sistem kurmaz. Ama mevcut sistemi parçalamaya fazlasıyla yeter.

ABD’nin Venezuela hamlesi, korkarım yalnızca Venezuela’yı değil, zaten kırılgan olan küresel düzeni de daha güvensiz bir yere sürüklüyor.

Artık mesaj açık: “Kural yok. Güç var.”

Ama tarih bize şunu da öğretir: Gücü kuralın yerine koyanlar, çoğu zaman kendi kıyametlerinin de kapısını aralar.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.