Emperyalizm, hiçbir halkı sevdiği için harekete geçmez. Onun ajandasında adalet, eşitlik ya da halkların refahı yoktur. Onun tek hedefi; coğrafya, enerji kaynakları, stratejik hatlar ve bölgesel hâkimiyettir. Bugün “devlet kurma” vaadiyle ortaya çıkanlar, dün başka halklara benzer sözler vermiş, geride ise yıkım, iç savaş ve parçalanmış toplumlar bırakmıştır.
Kürt halkı tarih boyunca ağır bedeller ödemiştir. Bu gerçek inkâr edilemez. Ancak yaşanan acıların, dış güçlerin planlarına meşruiyet kazandırmak için kullanılması en büyük haksızlıktır. Çünkü emperyalizm, kullandığı hiçbir halkı nihai hedefe ulaştırmaz; sadece ihtiyaç duyduğu sürece destekler, sonra yüzüstü bırakır. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.Amerika ve İsrail’in Ortadoğu’daki siciline bakmak yeterlidir. Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de vaat edilen “özgürlük”, milyonlarca insan için yoksulluk, göç, kan ve istikrarsızlık anlamına gelmiştir. Bu güçlerin Kürt halkı için samimi bir gelecek tasavvuru olduğunu düşünmek, gerçeklerle bağdaşmaz. Çünkü onların özgürlük anlayışı; halkların değil, çıkarların özgürlüğüdür.
Bir halkın onuru, başka bayrakların gölgesinde inşa edilemez. Devlet kurma hayali, dış güçlerin silahıyla, parasıyla ve yönlendirmesiyle şekilleniyorsa; orada bağımsızlık değil, yeni bir bağımlılık vardır. Bugün alkışlanan projeler, yarın ağır bedellerle geri dönebilir. Bu coğrafya, bunun acı örnekleriyle doludur.Gerçek çözüm; halkların birbirine düşman edilmesinde değil, birlikte yaşama iradesinin güçlendirilmesindedir. Türkiye’de Türk’üyle, Kürt’üyle, bütün kimliklerle ortak bir gelecek mümkündür. Kardeşçe yaşamak varken, emperyalist oyunlara figüran olmak ne halkların yararınadır ne de bölgenin huzuruna hizmet eder.
İsrail ve Amerikan bayrağı altında aranan özgürlük ve devlet kurma sözü; Kürt halkının değil, emperyalist sömürü düzeninin özgürlüğü ve oyunudur.Ve artık bu oyunu bozacak bilinç, bu topraklarda fazlasıyla vardır.