Abdullah Ağar

Tarih: 22.01.2026 17:16

Anlaşma Metinde Değil, Sahada Patladı.

Facebook Twitter Linked-in

“Anlaşma metinde değil, sahada patladı.” Çünkü Mazlum Abdi kararlarını Şam’da değil, Kandil hattında alıyor. Ve bugün yaşanan Haseke merkezli kriz, SDG ile Şam arasında bir uyumsuzluk değil; doğrudan PKK ile Suriye devleti arasındaki örtülü hesaplaşmadır.

Geçtiğimiz günlerde SDG/PKK yapılanması ile Şam yönetimi arasında imzalanan anlaşmada, bizi doğrudan ve yakından ilgilendiren kritik bir madde var. Belki de tüm metnin en can alıcı satırı…

12. madde:

SDG’nin, Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışında olmak üzere Suriyeli olmayan tüm PKK lider ve unsurlarını ülke dışına çıkarmayı taahhüt etmesi.

Kâğıt üzerinde bakıldığında; “Egemenlik sağlanacak, komşu ülkelerin istikrarı güvence altına alınacak.”

Güzel.

Değerli.

Ama…

Bu metnin bir değil, birçok ‘ama’sı var.

Soğukkanlı olalım ve sahayı okuyalım

Rakamlar Yalan Söylemez, Ama Manipüle Edilebilir

Bu madde, SDG’nin karar mekanizmaları içindeki PKK kökenli lider kadroları ve dağ yapılanmasını kapsıyor. Peki sayı ne?

-Yaklaşık 11 bin PKK dağ kadrosu

-Türkiye’deki çözüm süreci sonrası Irak’tan Suriye’ye kaydırılan 7–13 bin ek unsur 

-SDG’nin askeri ve ideolojik omurgasını oluşturan, PKK tarafından dönüştürülmüş yerel kadrolar

Sonuç:

Bugün anlaşmanın muhatabı olan yaklaşık 20 bin kişilik silahlı PKK çekirdeği.

Ve bizden beklenen şu: Bu yapı, kendi kendini Suriye dışına çıkaracak!

Gerçekçi mi?

Kolay mı?

Zor mu?

Yoksa baştan sona manipülatif bir beklenti mi?

Cevapsız Sorular

1.SDG içindeki PKK kadroları kimler?

2.Bu kadroların listeleri kimin elinde?

3.SDG’li–PKK’lı ayrımını kim yapacak, kim teyit edecek?

4.Bu unsurlar Suriye’den çıkmayı kabul ediyor mu?

5.Kandil buna izin verir mi?

6.PKK üzerinde etkisi olan ülkeler bunu ister mi?

7.Çıkarlarsa nereye gidecekler?

8.Onları kabul edecek bir coğrafya var mı?

Ve şimdi ironinin zirvesine gelelim:

Bu listeleri kim tutuyor?

Yine PKK’lı kadrolar.

Trajik mi?

Biraz.

İronik mi?

Fazlasıyla.

Karar Mekanizmasının Fotoğrafı

SDG vitrinde “yerel, Suriyeleşmiş bir aktör” gibi sunuluyor.

Ama karar alma mekanizmasına indiğinizde tablo net:

Mazlum Abdi – Kandil kökenli

İlham Ahmed – Kandil onaylı siyasi figür

Sipan Hemo – Klasik dağ kadrosu

Aldar Halil – Öcalan ideolojisinin Suriye ayağı

Sozdar Avesta, Rojda Felat – YPJ üzerinden ideolojik sert çekirdek

Bahoz Erdal hattı – Kriz anlarında görünmeyen ama belirleyici askeri akıl

Ve en önemlisi:

SDG içindeki kal–savaş–uzlaş–çekil kararları, çoğu zaman sahadan değil, doğrudan Kandil’den gelir.

Üç Katmanlı Yapı

SDG hiyerarşisi üç katmandır:

1.Vitrin: Uluslararası meşruiyet için

2.Uygulayıcı Kadro: Sahadaki yönetim

3.Karar ve İrade Merkezi: Kandil–KCK–PKK çekirdeği

Bugün sahada gördüğümüz hiçbir kritik hamle, ikinci katmanın inisiyatifi değildir. İrade üçüncü kattadır.

Bu nedenle şu hüküm kaçınılmazdır: SDG adı altında faaliyet gösteren yapı, yüzde yüze yakın oranda PKK dağ kadrosu ve ideolojik çekirdektir.

Bu İşin Sonu Ne?

Eğer bu anlaşma Kandil’e rağmen uygulanmak istenirse:

-Örgüt içi infazlar

-Tasfiyeler

-Suikastlar

-Hatta SDG içinde bir iç darbe

Hepsi ihtimal dahilindedir.

Ama eğer Kandil, İran hattı ve arkasındaki güçler bir uzlaşı üretmişse, o zaman mesele başka bir yere evrilir: Pasta paylaşılmıştır.

Asıl Kırılma: 6. ve 12. Maddeler

Anlaşmanın 6. maddesi, eski rejim kalıntılarının SDG saflarına alınmamasını ve bu isimlerin listesinin teslimini öngörüyor.

6. ve 12. maddeler birlikte okunduğunda tablo netleşiyor:

Gazze’den başlayan, Lübnan–Suriye–Irak–İran hattına yayılan savaş, Suriye’nin kuzeydoğusunda yeni bir hesaplaşmaya dönüşüyor.

kadrolarını tasfiye etmek istiyor. 7 Ekim sonrası bu şaşırtıcı değil.

Asıl soru şu:

Buna karşı Kandil–İran hattı ne yapacak?

Cevap sahada zaten yazılıyor.

Son Söz

Bu anlaşma bir çözüm belgesi değildir. Bu metin; tasfiye, direnç ve karşı hamle zincirini tetikleyen bir geçiş belgesidir.

Bugün Haseke’de, Şeyh Maksud’da, Eşrefiye’de yaşananlar bunun ispatıdır.

Metin imzalandı.

Ama saha konuşuyor.

Ve saha, bu anlaşmanın çatışma üretme potansiyelinin çözüm üretme ihtimalinden çok daha yüksek olduğunu haykırıyor.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —