Vatandaş artık sadece söylenene değil, yaşadığına bakıyor. Çünkü tablo ortada: Yollar desen berbat, su desen kıt. Günlük hayatı doğrudan etkileyen bu temel sorunlar çözülmeden, anlatılan hiçbir gerekçe halkın vicdanında karşılık bulmuyor.
Her eleştirinin karşısına aynı cümle konuluyor:
“Kayyum borç bıraktı.”
Bahane de neymiş! Kayyum borç bırakmış… Kayyum kadar başınıza taş düşsün. Madem tablo bu kadar kötüydü, madem kasa boştu; o zaman sormazlar mı insana: Bu kadar borç varken neden personel alımı yaptınız?
Vatandaş bunu sorguluyor. Çünkü akıl var, mantık var. Borçtan yakınıp kadro şişirmek, bütçeden şikâyet edip yeni yükler oluşturmak hangi izahla açıklanır? Diyadin halkı artık bu çelişkileri görüyor ve not ediyor.
Seçim meydanlarında bu borçlar bilinmiyor muydu? Bu yükler ortadayken o koltuklara talip olunmadı mı? Bugün sorumluluğu geçmişe atmak, bugünü yönetememenin bahanesi olmaktan öteye geçmiyor.
Halk bahaneden yoruldu. Artık samimiyet istiyor, şeffaflık istiyor, icraat istiyor.Yapılamayan işten çok, yapılan yanlışların hesabının dürüstçe verilmesini bekliyor. Çünkü bu millet eskisi gibi unutkan değil.
Diyadin halkı dersini aldı. Kimin konuştuğunu, kimin çalıştığını, kimin sadece mazeret ürettiğini görüyor. Sandık öncesi verilen sözlerle sandık sonrası yapılanlar arasındaki fark hafızalara kazınıyor.Unutulmamalıdır ki; Millet artık dersini aldı. Sandık sadece oy verilen bir yer değildir. Aynı zamanda hesabın sorulduğu yerdir.
Ve o gün geldiğinde, kim sınıfta kaldıysa karnesi de önüne konur.