Gerçek siyaset; halkın arasında olmayı, vatandaşın derdiyle dertlenmeyi, taş üstüne taş koymayı gerektirir. Sadece seçimden seçime değil, her gün sahada olmayı, samimiyeti ve sorumluluk almayı ister. Yapılan hizmet konuşur, atılan adım iz bırakır. Reklama, algıya, süslü cümlelere ihtiyaç duymaz.
Kurgu siyaset ise bambaşka bir hikâyedir. Bol vaat, sıfır icraat… Sosyal medya paylaşımlarıyla, masa başı senaryolarla, gerçekle ilgisi olmayan başarı masallarıyla yürütülür. Halkın yaşadığı sorunlar görülmez, duyulmaz; ama mikrofon başında her şey güllük gülistanlıktır. Bu siyaset türü, vatandaşı değil görüntüyü önemser.
Diyadin’de yolların hali ortadayken, gençler işsizlikle boğuşurken, esnaf ayakta kalmaya çalışırken; hâlâ “her şey yolunda” demek, halkın aklıyla alay etmektir. Sorunları yok saymak, çözüm üretmek değildir. Susmak, sorumluluktan kaçmaktır.
Artık uyanmanın zamanı gelmiştir. Uyuyanlar, uyuşanlar, görmezden gelenler için bu çağrı bir hatırlatmadır. Çünkü bu memleket algıyla değil, emekle ayağa kalkar. Diyadin, vitrin siyasetini değil; alın teriyle, samimiyetle yapılan gerçek siyaseti hak ediyor.
Halk artık kimin ne yaptığını, kimin sadece konuştuğunu görüyor. Gerçek er ya da geç ortaya çıkar. Yalanın ömrü kısa, gerçeğin izi kalıcıdır. Ve bu ilçede gerçek siyaset ile kurgu siyaset arasındaki fark, her geçen gün daha da netleşmektedir.