Yanlışı alkışlayan, hatayı yücelten, sorgulamayı ise dışlayan bir bakış açısı; toplumu ileri değil, geri götürür. Diyadin gibi potansiyeli olan, çalışkan insanlara sahip bir ilçede, fikir üretmesi gerekenlerin körü körüne hayranlıkla hareket etmesi düşündürücüdür. Oysa gelişim; eleştirmekten, sorgulamaktan ve doğruda ısrarcı olmaktan geçer.
Bakış açısı değişmeden fikir açısı da değişmez. Bugün Diyadin’de yaşanan birçok sorunun temelinde de bu zihinsel durağanlık yatıyor. Yanlışa “doğru”, başarısızlığa “başarı” demek; gerçeği değiştirmez, sadece vicdanları rahatlatır. Ama bu rahatlık, ilçenin geleceğinden çalınan zamandır.
Acınası olan insanlığın hali değil; yanlışları normalleştiren, hatta yücelten anlayıştır. Diyadin’in ihtiyacı olan şey, alkış tutan kalabalıklar değil; düşünen, sorgulayan ve cesurca doğruyu söyleyebilen bireylerdir. İbret alınması gereken yerlerde hayranlık üretmeye devam edersek, yarın konuşacak bir başarı hikâyesi değil, sadece pişmanlıklarımız kalır.
Unutulmamalıdır ki; bir toplum, neyi alkışlıyorsa ona dönüşür. Diyadin’in neye dönüşeceği ise bugün takındığımız tavırlarla şekillenmektedir.