İlçe başkanı olabilirsiniz, il başkanı, il meclis üyesi ya da belediye başkanı…
Ama hiçbir unvan sizi nezaketten, zerafetten, ahlaktan ve edep duygusundan muaf kılmaz.
Genel merkezin talimatı olmadan kılını dahi kıpırdatmayacak olan bir kısım “türediler”, bugün teşkilatların boynunda adeta boza pişiriyor. Akıllarınca kendilerini arzın merkezine koyuyor, herkesi etraflarında dönmeye mecbur sanıyorlar.
Yapmayın… Ne olursunuz, yapmayın!
Birbirine tahammül edemeyen insanların olduğu bir yapıya, dışarıdan kim tahammül edebilir? Gönül almadan, gönüllere girmeden, insanları dinlemeden nasıl büyünebilirsiniz?
Hepimiz toplumun içindeyiz. Siyaset, halktan kopuk değil; halkla yan yana, aynı zeminde yapılmalıdır.
Bizim herhangi bir makam ya da unvan beklentimiz yok. Tek arzumuz; memleket için, halk için yapılan siyasetin kalıcı ve yapıcı izler bırakmasıdır. Bugünü değil, yarını düşünen bir anlayışın hâkim olmasıdır.
Unutmayın; toplumla iç içe yaşıyoruz. Siyaset masa başında değil, sokakta, pazarda, vatandaşın gözünün içine bakarak yapılır.
Bizim hiçbir siyasi makamda gözümüz yok. Ne bir koltuk, ne bir unvan peşindeyiz. Tek derdimiz; bu memleket için, bu halk için yapılan siyasetin zamana iz bırakması, asra mühür vurmasıdır.
Bunu anlayın. Gerekirse kafanıza sokun.
Ve birbirinizle olduğu kadar bizimle de muhatabiyet çizgilerinizi, lütfen ama lütfen yeniden belirleyin.
Çünkü kibirle siyaset olmaz. Nezaketini kaybeden, halkı da kaybeder.