PKK saldırırken susup, güvenlik güçleri operasyon yaptığında birden “barışsever” kesilenlerin samimiyetini sorgulamak bu ülkenin en doğal hakkıdır. Masum insanlar katledilirken, askerimiz-polisimiz şehit edilirken, köyler basılırken sesi çıkmayanların; devlet saldırıya uğrayan vatandaşını korumaya kalktığında ortaya çıkıp “savaşa hayır” demesi barış değil, ihanettir.
Barış, terörle aynı cümlede yan yana getirilemez. Barış, silahı elinde tutanla değil, silahı bırakanla konuşulur. Terör örgütü saldırı halindeyken sessiz kalıp, karşılık verildiğinde feryat edenler barışsever değil; en hafif tabiriyle ahlaksızdır. Daha açık söyleyelim: Bu tavır şerefsizliktir.
Çünkü barış, tek taraflı bir fedakârlık değildir. Barış, kan dökenin elini tetiğinden çekmesiyle başlar. Saldırıyı görmezden gelip savunmayı suçlamak ne vicdana sığar ne de akla.
Bu ülkede barış isteyen herkes önce şunu söylemek zorundadır:
“Teröre hayır.”
Bunu demeden edilen her barış nutku boştur, sahtedir ve milletin aklıyla alay etmektir.
Unutulmamalıdır ki; saldırıya uğrarken susup, karşılık verildiğinde konuşanlar barışı değil, teslimiyeti savunur. Ve teslimiyetin adı barış değildir.